o.q.a.n

Severiz yaşamı,yaşama değilde sevmeye alışkın olduğumuz için..

Yolculuk

Büyük hayallerle yaşıyorum fakat küçük umutlarla ölüyorum. Geçmişe baktığım zaman bıraktıklarımın koca bir enkaz olduğunu görüyorum. Duygusallığımın acı çekişini izliyorum çaresizce. Hayal kuramayacak kadar güçsüz hissediyorum kendimi... Tükeniyorum ama tükendiğim gerçeğine uzak hayal dünyasında yaşıyorum. Yeni bir insan tanıyorum, onunla hayali yolda yolculuklar yapıp gerçeklerin bizi ayrı tutmasını izliyorum. Mutluluğun tadını unuttuğumu hissediyorum. Canım istiyor ulaşamıyorum, canım acıyor öylece bakıyorum. Uzaklaşmak istiyorum ama yalnızlığımın olmadığı yerlere doğru... Dokunmak istiyorum hayallerimdeki kadına.  Nefesimi içime çekip hissetmek istiyorum umutsuz umutlarımın soğukluğunu. 'Biz' le yalnız kalmak istiyorum gerçeklerden uzak hayaller cennetinde. Rüzgar savursun bizi ulaştığımız uçurumdan bulutlara doğru. Yağmur olup yağalım bizi tutsak eden hayatın kalbine ve hayatın damarlarında dolaşalım gerçekler bizi bulana dek sessizce. Bu yolculuk bitmesin melekler bizim için dua ettikçe.

Yorum (1) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Gecenin gölgesi

Bugün hava karanlık
Yağmur öncesi gerginlik var
Anne rahminden çıktı çıkıcak çocuk gibi acıyla karışık mutluluk
Yağmura karışmış göz yaşları akıyor bedenimden
İçim de bulutlar gibi gergin ve suskun
Gök gürlemeleri içimde
Bir gün gelicek ve hava aydınlanana kadar boşalıcam
Bir gün gelicek tüm dünyayı sırılsıklam olmuş vücudumda boğucam
Bir gün gelicek kendi ıslaklığımda boğulucam
Bu hayatı ellerime alıp onu uçurumdan atmak istiyorum
İçimde tüm sadistliğime rağmen bir acıma duygusu var
Yıllar geçtikçe yok olan şu dünyada bu hayatı fosil olarak bırakmak istemiyorum
Bugün hava karanlık ve ben karanlığın gölgesiyim
Benim gölgemde ise yalnızlık var
En değerli insanları aldım avucuma
Hepsini bıraktım yıldızlara
Kayıp gittiler bilinmeyen gökyüzü yolculuğuna
Yine gölgemde yalnızlık var
Kum tanecikleri gibi uçuşuyor aklım
Bedenimde ise gökyüzünün göz yaşları
Gecenin içindeki peri masallarıyla kapanıyor gözlerim
Çığlıklarla uyanıyorum yanımda yine sensizliğim




Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Varoluşçuluk

İnsan hayatına bağlanır, orada kendi resmini çizer, bu resmin dışında bir şey yoktur. ( J. P. Sartre)
   İnsanlar hayatlarını soyut şeylere bağlarlar. Soyut şeyler onların çıkarına göre hareket eder çünkü soyut şeyler hayatta başarısız olan insanların bağlanabileceği hayali olgulardır. Bu insanlar hayatlarını, inandıkları olgunun istediği şekilde hareket ettirdiği bir yaşam (kader) olduğunu düşünürler. Düştükleri zaman bunun bir sınav olduğunu düşünür ve eğer kalkmayı başarırlarsa sınavı geçtiklerini söylerler. Hiç bir zaman hiç bir nedeni kendilerine bağlamazlar çünkü bu onların işine gelir. Bu durumda soyut olgu her zaman çıkar teknesi olmuştur. Bu olgu için birbirlerini öldürürler, bu olguyu çıkar olarak kullanıp üzerinden para kazanırlar, kendilerinin bile sayamadığı kadar sahtekarlık yapıp  o olgudan af dilerler. Onlara muhalifet olanı yok ederler. Tüm insanların kardeş olduğunu vurgulayıp arkalarından küfrederler.
   Bunlar bu dünyadaki insanlığın büyük kısmının yaptığı davranışlardan bazılarıdır. Bunun tam tersi gibi gözüküpte aslında hiç bir farkı olmayanlar da vardır. Realist olduklarını savunup, insanları çıkarları uğruna kullanıp bunu hayatın kuralı diye savunurlar. Neden kendi değerlerini,erdemlerini, kahramanlıklarını, başarılarını ve insaniyetliklerini kendileri yaratmazlar ? Gerçekçi olduklarını savunup neden insanları kandırırlar?
   Kendinizin bir kopyası olduğunu varsayın. Ona nasıl davranırsınız ? O sizi kandırırmı ? Yada siz onu kandırırmısınız ? Bunun cevabı çok açık. Evet ! o sizi kandırır çünkü siz hayatınız boyunca zaten kendinizi kandırmışsınızdır.
   Bu dünyada mistik olgulara sarılan da, realist olduğunu düşünende hiç bir zaman tam anlamda gerçek olamamıştır. Çıkarlar söz konusuysa bu insanların hayatları çıkarlara bağlıdır. Çıkarları için inanır, çıkarları için kandırırlar. Bu yüzden milyonlarca insandan sayılı dahi çıkar.  O kadar azdırlar ki sahtekarların arasından sıyrılana kadar yok olurlar. Ama yok olmaları onlar için o kadar önemli değildir. Çünkü o insanlar zaten istedikleri yaşamı, istedikleri amaçları ve en önemlisi dürüstlüğü yaşamışlardır.

Yorum (1) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Oyun

Monoton bir yaşamken geçmişim, şimdi sosyalleştirdim düşüncelerimi. Kötü düşünceler ve çirkin geçmişe duvar ördüm.  Realist yapıdan kaçarken tam bir realist oldum. Maske takıyorum farkındayım ama dünyaya bu gözle bakmak hiçte fena değilmiş. Aslında ben kendi kendimi hapsetmişim kendi dünyamda. Albert Camus nun Yabancı kitabındaki karaktermişim. Şimdi kendi karakterimi kendim kendi bedenime yüklüyorum.  Bu maskede düşücektir elbet bir gün ama o zamana kadar tadını çıkartmalıyım. Her insanın ruhundaki pisliği görmeyi öğrenmiştim. Şimdi o pisliği görmezden geliyorum. Yoksa insanlarla değil hayvanlarla dostluk kurucak duruma gelicem. Kendi kendimin dostu olduğum günlerde bile kendi ruhumda bir pislik buluyodum ya... Şu sıralar süslü kelimelerle edebiyat parçalamayı bir yana bıraktım. Ama şu kendi gerçeklerimi yazarken bile neden buraya yazıyorum diye düşünüyorum. İnsan bunları görücüye çıkartırmı hiç ? Belki bir yorum gelirde bir eleştiri alırım umuduyla yazıyorum belkide. Olsun sonuçta yazıyorum. Sanatsal değil ama olsun... Yazmakta bir sanat değilmidir ? Biz birşeyler karalayan sanatçı ruhlu insanlar şimdiye kadarda hep kendimizi düşünmedikmi ? Herşeyde kendimizi anlatıyoruz. O anlattığımız aşk hikayelerinin emin olun büyük kısmını yaşamamışızdır. Hayal dünyamızın yazıları bunlar. En azından hayallerimiz var. İnsan hep olmasını istediği şekilde yazarmış yazılarını. Olmayanı yazdığın zamanda aslında yazdıkları olağanmış. Ne anlatmam gerek, ne söylemem gerek bilmiyorum. Ama aklımda yazılmayı bekleyen sayfalarca kelime var. Kendimi o kadar alıştırdım ki görmemezlikten gelmeye.. Şimdi tekrar görüpte yazmaya cesaret edemiyorum sanırım. Hala ordalar biliyorum. Çıkmıcaklarda... İnsan hayatı boyunca onlar yüzünden çarmığa geriliyor. Ama bunun hiç bir kutsal tarafı yok. Baktığın zaman inanmasanda ben yanıcakmıyım ? diyosun. Bu senin için neyi değiştirirki ? sen zaten yanıyosun.. Acıya alışıyosun ama acıyı unutmuyosun. Al işte ne oldu benim realist maskeme ? düşüverdi...  Daha iki dakika bile dayanamadı. Kısa da olsa farkındalığı yok edip mutlu olduğunu hissetmek güzeldi. Tekrar yere düşen maskeyi alıp takıcam. Çünkü bana daha çok yakıştı.

Yorum (1) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Görünmez olup seyrettiğim karanlık

Nefesimi tutmuş insanların düştüğü en aşağı noktayı izliyorum görünmez olup. Bir sırrın arkasına saklanmış gerçek gibi açığa çıkmayı bekliyorum. Gizemli bir ziyeretçi olup tanımadığm insanların kelimelerindeki ağız kokusuna hapsediyorum kendimi. Karanlık surlara girip şeytanın planını dinliyorum dehşete kapılmış bir tutsak gibi. Bulutlara taşınıyorum yağmur olup ve ıslatıyorum hayata küfreden sokak çocuğunun son sigarasını. Ufak bir sandal da sızan ayyaşın şarap şişesinde kalan son damlayı içiyorum. İntihar eden zavallı çaresizin haykırışını dinliyorum göz yaşlarım tenimi yakarken.  Aldatılmış bir aşığın göz yaşlarını elimde biriktiriyorum. Hayatın acınası halini izliyorum sessizce.. İzledikçe yaşamaktan soğuyorum. Kendime eziyet ediyorum acıya meraklı mazoşist ruhun bedeniymişim gibi. Ama öğreniyorum her bir gerçeği. Her pisliği, her yalanı görüyorum. Anlıyorum düştüğün zaman kalkamıcak durumdaysan ölümün sana ne kadar yakın olduğunu. Seyretmeyi bıraktığım zaman seyredildiğimi hissediyorum. Yolculuk ederken yada sokakta yürürken insanların garip boş bakışlarına mahruz kalıyorum. Kendimi bir fanus a kapatılmış gibi hissediyorum. Ama şimdi düşmemek için daha fazla çaba harcıyorum. Düşüpte kalkamayıp izlediğim o garip dünyada ki boş bakışların çığlığını gözlerimde görmemek için.

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

<Önceki Yazılar |